1 Temmuz 2013 Pazartesi

İstanbul


"İstanbul MÖ  667 yılında Orta Yunanistan'dan gelen Megaralılar tarafından bugünkü Sarayburnu’nda kurulmuş ve ilk ismi Byzantion'dur." 2004 yılında Marmaray inşaatı için Yenikapı’da kazılar yapılmaya başlanıncaya kadar İstanbul’un  ilk kuruluşu böyle bilinirken burada ortaya çıkan bir liman ve bulunan kalıntılar ile İstanbul'un tarihinin 2600 yıllık değil 8500 yıllık olduğu öğrenildi.

11 Mayıs 330 tarihinde Roma İmparatoru Büyük Konstantin  İstanbul’u Roma İmparatorluğunun başkenti ilan etti. Nova Roma yani Yeni Roma denilen şehir 337 yılında İmparator Konstantin’in ölümünden sonra Konstantinopolis yani Konstantin’in Şehri olarak isimlendirildi.
Ortaçağ boyunca, üç kıtaya yayılan Doğu Roma İmparatorluğunun aynı zamanda dünyanın başkenti İstanbul’du.
1453 yılında Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmesiyle beraber bir İmparatorluğa dönüşen Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul oluyordu. Fatih Sultan Mehmet, İmparator Konstantin ve İmparator Justinyanus’tan sonra İstanbul’a damgasını vuran üçüncü hükümdar oluyordu. Şehri imar faaliyetleri ve nüfusunu arttırma çabaları ile İstanbul kısa sürede eskinden daha parlak günlere kavuşmuştu. Bu dönemde İstanbul, Dersaadet, Asitanei Aliyye, Beldetül Tayyibe gibi isimlerle anılmıştır.
Dört yüz yıl süren Osmanlı hakimiyeti süresince İstanbul, bir taraftan Türk-İslam şehri kimliğini kazanmış diğer taraftan, Şam, Saraybosna, Kahire, Belgrad, Kudüs, Budapeşte, Atina, Halep, Mekke, Medine, Üsküp, Bağdat, Bükreş, Trablusgarp gibi şehirler İstanbul’un şehirleri olmuştur.

Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu olmak üzere 330 yılından 1923 yılına kadar tam 1593 yıl İstanbul dünyanın başkenti olmuştur.
Yüzyıllardır yüzü İstanbul’a dönük olan Bağdat, Saraybosna, Kahire, Şam, Üsküp gibi şehirler son 90 yıldır yetim kalmışlardır.

Cumhuriyet döneminde İstanbul bir taraftan nüfus olarak hızla artarak 1960’lı yıllarda 1 milyonu bulmuş 2000’li yıllardaysa 15 milyona ulaşmıştır. Tabi bu hızlı nüfus artışı yanında birçok sorunu getirmiş, bir taraftan altyapı eksikliği bir taraftan trafik gibi sorunlarla boğuşan İstanbul ülkenin ekonomik olarak can damarı olmaya devam etmiştir.
Tarih boyu her zaman stratejik öneme sahip olan İstanbul, 20.yy da değişen dünya şartlarına rağmen hiçbir zaman stratejik önemini kaybetmemiştir. Dünya konjüktüründe meydana gelen her değişiklik İstanbul’un önemini arttırmıştır.

Önümüzdeki yıllarda İstanbul bir taraftan ekonomik ve kültürel merkez olma özelliğini devam ettirirken diğer yandan finans merkezi olma yolunda hızla ilerlemektedir.